27 Kasım 2012 Salı

TEKNE ÇİZİMİ, GÖSTERİMLER

Teknelerin kağıt üzerindeki çizimleri teknik resim çizim kurallarına göre yapılır. Teknelerin şeklini kağıt üzerine dökmekte karşılaşılan en büyük sorun teknelerin yapısında hemen hemen hiç bir düz çizgi olmaması ve tekne gövdesinin neredeyse tamamen kıvrımlı formlardan oluşmasıdır. Alttaki resimde ortada üç boyutlu görüp şeklini algılayabildiğimiz tekne kağıt üzerine üstten, yandan ve enine kesitleri ayrı ayrı çizilerek taşınır. Çizimlere başlamadan evvel teknenin gövde boyu, azami eni, planlanan derinliği (çektiği su), borda yüksekliği net olarak belirlenmiş olmalıdır. Çizime yardımcı olmak üzere çizim ölçeğiteknenin sahip olacağı posta sayısı,çizimin hassasiyetine göre teknenin su altı ve su üstünde kalan kısmının kaç parçaya bölüneceği ve posta aralığı kararlaştırılır Posta aralıkları teknenin boyuna göre 10 veya 20 adet dikine çizgi ile işaretlenir. Teknenin baş ve kıçında fazla eğimli alanları daha iyi gösterebilmek için bu noktalarda bir veya iki yardımcı posta çizgisinden faydalanılabilinir Teknenin karinası su hattı çizgisinden aşağıya doğru derinliğini eşit aralıklarla bölen yatay çizgilerle işaretlenir. Dikine posta ve yatay su hattı çizgileri ile oluşturulan ölçekli ağ üzerinde tekne tasarımı çizilmeye başlanabilir. Teknenin enine kesitinin bir tarafına teknenin ana (en geniş) postasından itibaren başa doğru olan postalar; diğer tarafına ana postadan kıça doğru olan postaların çizilmesi adet olmuştur. Tekne çizimi son derece dikkatle,çok ince uçlu bir kalemle,daha iyisi rapido kalemiyle yapılmalıdır. Aksi takdirde oluşacak ufak çizim veya plandan yapılacak ölçüm hataları teknenin inşası sırasında önemli sorunlar çıkarabilir ( 1:20 ölçekle çizilen planda örneğin bir postanın çiziminde oluşmuş 1.5 mm’lik bir hata inşa sırasında teknede 30mm’lik kalıcı bir yanlış uygulamaya sebep olacaktır).
TASARIM İÇİN TEMEL BİLGİLER Boy – En oranı Teknelerin boy - en oranı teknenin yapabileceği hız,manevra yeteneği ve denge özelliklerini belirler. Yüksek bir boy-en oranı (narin tekne) teknede yeterli motor gücü olduğu takdirde hızlı bir tekne yaratacaktır. Bu çok eski zamanlardan beri bilinen bir tespittir. Bu tarz bir tekne ayrıca rotasından kolay sapmadan düz bir çizgi üzerinde yol alabilecektir. Ancak bu teknelerin manevra yetenekleri ve stabiliteleri yüksek değildir. Düşük bir boy – en oranı teknenin denge ve manevra özelliklerini arttırırken, doğrusal hareket yeteneğini ve hızını olumsuz etkileyecektir. Ancak ufak teknelerde özellikle yeterli kabin içi hacmi yaratabilmek için bu dezavantaj göze alınmaktadır (Ancak hafif,karinası düz,kayıcı tipte tekne formlarında teknenin özellikle kıç tarafının geniş olması tersine sürati arttırıcı rol oynar). Derinlik (Teknenin çektiği su) Genelde teknenin kullanılacağı bölgenin su derinliği teknenin çektiği suyun derinliğini belirler.Teknenin stabilite hesapları tamamlandıktan sonra bir moment hesabıyla planlanan tekne derinliğinin yelkenlilerde rüzgar basıncına karşı yeterli olup olmadığı kontrol edilir. Değer düşük çıktığı takdirde ya salma derinliği arttırılmalı yada salma içindeki safra ağırlığı yükseltilmelidir. Borda yüksekliği Teknenin güverte kenarının en alçak olduğu noktada ölçülen;bu nokta ile su hattı çizgisi arasındaki yükseklik ölçüsüdür.Genelde çok eski dönemlerden beri tekne su attı boyunun asgari 1/10’u olarak seçilirse de,ufak teknelerde bu değer neredeyse daima aşılır,büyük teknelerde ise altına inilebilir.Küçük teknelerde kamara içinde yeterli boy mesafesi sağlamak için bordalar yüksek tutulur.Büyük teknelerde ise yeterli hacimler zaten mevcut olduğundan estetik kaygısıyla borda yüksekliği düşürülebilir. Borda yüksekliği teknenin burnunda azami, son 1/3’lük kısmında veya en kıçta en düşük değerdedir. Ağırlık,deplasman Teknenin eni ve boyu yanısıra en önemli değerlerinden biridir. Arşimed prensibine göre suya batırılan bir cismin taşıracağı su ağırlığına eşittir.Teknenin ağırlığı tasarım çizgilerini kuvvetle etkiler. Alçak ve akıcı formlar hafif teknelerin göstergesidir. Yatların son 100 senede gittikçe daha hafif imal edildikleri kesin bir tespittir.Geçmiş dönemlerin hafif yarış yatları günümüzdeki ağır deplasman teknelerinin ağırlığına sahiptiler.O dönemde mevcut yapı malzemelerinin hafif tekne inşaasına imkan tanımadıkları da gözden uzak tutulmamalıdır.20.yüzyıl başlarında devrimsel nitelikte hafif tekneler imal edilmişlersede,bunlar malzeme yetersizlikleri nedeniyle korunmuş sularda yarışmak üzere ve çok kısa ömürlü olacakları bilinerek tasarlanmışlardı. Ancak bu tekneler içinde bile günümüze kadar korunmuş ve halen kullanımda olanları vardır. Safra Teknenin stabilitesini ve yelken taşıma yeteneğini belirler.Günümüzde safra ağırlığının teknenin toplam ağırlığının asgari % 30’u civarında olması benimsenmiştir. Geniş teknelerin yüksek form stabiliteleri nedeniyle daha az safra taşıyabileceği, narin teknelerin ise daha fazla safraya ihtiyaç duyduklarını söyleyebiliriz. Safra miktarı aynı kalacaksa; bu durumda narin teknenin salması daha derin olmak zorundadır. Su altı yüzeyi Teknenin yan görünüşünde su altında kalan tüm yüzeylerinin (gövde, salma ve dümen) toplam alanıdır. Basitçe teknenin rotasından çıkarak yanal sürüklenmesini engelleyen bu yüzeydir. Bu nedenle bu alanın fazla olmasının (uzun salma) teknenin seyir özelliğini arttıracağı düşünülebilir. Ancak daha 1930’larda yetenekli tasarımcılar aerodinamik biliminin ve uçak teknolojisinin gelişimini iyi yorumlayarak su altı yüzeylerini azaltmış, ancak profilli yüzeyler kullanarak, teknelerin seyir özelliklerini eskisinden daha iyi hale getirmişlerdir. Stabilite Teknenin (boyuna veya enine eksenlerinde) belli bir açıda yattıktan sonra, yatıran kuvvetin (dalga veya rüzgar etkisi) ortadan kalkması ile; doğrularak normal yüzme durumuna geçme yeteneğidir. Bu özellik teknenin devrilmeye karşı emniyetini sağlar. Bir tekne sakin suda normal dik konumunda yüzerken teknenin ağırlık merkezi olan G noktasında bir kuvvet aşağı, arzın merkezine doğru; suyun kaldırma kuvveti F ise yukarı doğru ters yönde etkir. Bu iki kuvvet karşılıklı olarak birbirlerinin etkisini ortadan kaldırır ve tekne belli bir miktar suya batarak yüzer. Dışardan etkiyecek bir kuvvetle tekne yattığında teknenin ağırlık merkezi olan G noktası konumunu değiştirmezken F noktası (suya batan tekne gövde formu değiştiğinden) teknenin yattığı yöne doğru kayarak konumunu F noktasına doğru değiştirir. Bu öteleme hareketi sonucu tekneye etkiyen kuvvetler değişir.Tekne orta ekseni ile F noktasında etkiyen kuvvetin yönü metasentrum adı verilen M noktasında kesişir. G noktası ile F noktasından M noktasına giden kaldırma kuvveti çizgisi arasına kalan h mesafesi bir kuvvet koludur. Teknenin deplasmanı D ile h kuvvet kolu çarpıldığında (etkileyen dış etken ortadan kalktığında) tekneyi düzelten doğrulma momenti oluşur.
KONSTRÜKTÖR ve TASARIM Yatlar geçmiş dönemlerde tüm dünyada tekne ustasının tecrübelerine göre inşa edilmişlerdir. O dönemlerde tekne tasarımını önceden hesaplama yöntemleri geliştirilmemişti. Bu gün de ülkemizde ve dünyanın çeşitli ülkelerinde özellikle geleneksel tekneler nesiller boyunca aktarılan tecrübe birikimi ve ustalıkla inşa edilmektedir. Bu yöntem teknelerin formları, boyları, deplasmanları ve kullanım amaçları fazlaca değiştirilmedikçe iyi netice verebilmektedir. Ancak genelde altta yer alan bir omurga üzerine ortada bir ana posta ve başta ve kıçta birer yardımcı posta yerleştirerek diğer postaları bunlara uydurarak tekne inşa etme usulü, teknenin formu, ağırlığı, derinliği ve dengesi bakımından pek çok belirsizlik içerir. Günümüzde deniz emniyeti ve stabilitesi yeterli, su direnci mümkün olduğunca azaltılmış ve hızı olabildiğince optimize edilmiş bir tekneyi tasarlayabilmek için iyi bir eğitime ve önemli oranda tecrübeye gerek vardır. Ayrıca sürekli gelişen ve çeşitlenen inşa malzemeleri de uzmanlık gerektirmektedir. Bu nedenle tekne inşa etmek veya ettirmek isteyen meraklıların ilk önce bir proje edinme yolunu bulmaları gerekir. Proje temininde iki alternatif mevcuttur.Bunlardan birincisi ve daha ucuz olanı "stok veya çekmece" projesi adı verilen bir proje satın almaktır. Bazı tasarımcılar amatör yapımcılar için özel projeler üretmekte veya daha önce bir müşterileri için çizdikleri tasarımı ehven bir fiyatla başka müşterilere sunmaktadırlar. Bu tarz projelerin avantajı ucuz ve denenmiş olmaları, dezavantajı ise eskimiş tasarım olabilmeleridir. Diğer yol ise tasarımcı ile yapılacak görüşmelerle, ne tarz bir tekne istediğimizi ona tam olarak aktarmak ve kendimize özel bir proje üretmesini talep etmektir. Bu tip bir tasarım tabiatıyla daha pahalı; ancak bize özel olacaktır. Özellikle hazır plan sunan tasarımcılar bunları kataloglarda toplamakta ve bu kataloglarda yer alan tekneler için düşük bir ücret mukabili bazı proje sayfalarını müşteriye vermektedirler. Böylelikle ilgilendiğimiz bir tekne ile ilgili belli başlı görünüşleri, teknenin özelliklerini inceleme imkanı yaratılmaktadır. Hazır planlar CTP (fiberglass), ahşap (kontrplak veya masif kaplama) metal (çelik veya aluminyum ) gibi değişik malzemeler için ve amatörler düşünülerek yuvarlak postalar yanısıra imali kolay köşeli postalı olarak da tasarlanmaktadır. Güney Afrikalı tasarımcı Dudley Dix’in Didi 38 tanıtım planları Tasarımcılar içinde en ufak detaya kadar planlayan ve çizen ‘’ağır işçiler’’ olduğu gibi; şık ve iddialı bir tasarımın ana hatlarını ortaya koyup, tüm detayların çözümünü yapımcı tersaneye bırakan, ayrıntılardan sıkılan ‘’sanatçı ruhlular’’ da mevcuttur. Bu nedenle iyi bir projede hangi çizim ve detayların bulunması gerektiği konusu önemlidir. Aşağıda projenin kapsaması gereken çizim ve hesap föyleri verilmiştir : • GÖVDE ÇİZİMLERİ VE HESAPLAR (Deplasman, Stabilite,trim) • ÖLÇÜ PLANI (Güverte ve kamara ölçüleri ) • ARMA VE YELKEN PLANI (Ölçüler ) • İNŞA PLANI (Ana posta,boyuna kesit ve detaylar) • İÇ YERLEŞİM PLANI (Boyuna kesit,üstten görünüş,enine kesitler) • SALMA ÇİZİM VE HESAPLARI • DÜMEN PALA VE DONANIM PLANLARI , HESAPLARI • GÜVERTE PLAN VE DONANIM DÖKÜMÜ • TANKLAR VE BORU BAĞLANTI PLANI • MOTOR YATAĞI • EGZOST SİSTEMİ • ELEKTRİK ŞEMASI Tasarımların fiyatlandırılmasında genelde çizimi yapılan teknenin tersane inşa bedelinin belli bir yüzde oranının alınması adet olmuştur. Tekne tasarımcısı ararken ne tip bir tekne istediğimizin kafamızda şekillenmiş olması her iki taraf için kolaylık sağlayacaktır. Yat tasarımcıları aynen diğer mesleklerde de olduğu gibi, belli alanlarda uzmanlaşmaktadırlar. Kimi tasarımcılar hafif, yüksek performanslı teknelerde, kimi uzun geziler yapabilecek ağır ama konforlu teknelerin tasarımında, kimi sadece çok gövdeli katamaran veya trimaran tarzı teknelerde tecrübelidirler. Ayrıca çok tanınmış ve megayat tasarlayan bir desinatör büyük ihtimalle 8 metrelik bir tekne projesi çizim önerimizi kibarca reddecektir.

Teknede Epoksi Nasıl Uygulanır/Macunlama, boşluk doldurma ve yüzey düzleme

Teknede Epoksi Nasıl Uygulanır Yalıtma (Kaplama) Ahşap ya da kontra plagınızı suya karşı yalıtmak istediğinizde ince epoksi kullanıyorsunuz. Bu iş için bir fırça kullanılabilir, ama fırçayı sonunda çöpe atmanız gerekiyor. çünkü donan epoksiyi hiçbirşey çözemiyor. O yüzden bulabildiğiniz en ucuz fırçayı kullanın. Eğer karina gibi geniş yüzeyleri yalıtıyorsanız, fırça kullanmaktan daha iyi yollar var. Yüzeye bir miktar epoksiyi döküp bir sünger ruloyla yayabilirsiniz. Benim deneyimlerime göre en iyi yol ise yine epoksiyi döküp kenarı düzgün yarı sert bir plastikle dairesel hareketler yaparak yaymak. Eğer bu işi yüzey ve plastik arasında mümkün olduğunca dar bir açı oluşacak şekilde yaparsanız daha da iyi. İstenmeyen hava kabarcığı oluşumunu en aza indirmiş olursunuz. Epoksi yüzeye ne kadar çok nüfuz ederse yalıtımınız o kadar iyi olacağından yüzeyi önce zımparalamakta yarar var. Bu işlem hem epoksinin daha iyi nüfuz etmesini sağlamakta, hem de yüzeyde bulunabilecek yabancı maddelerden (yağ gibi) kurtulmanızı sağlamakta. Tabii ki zımpara tozunu temizlemeniz gerekmekte. Tekneler için birden fazla kat yalıtım yapılması genellikle tavsiye edilenler arasında. Islatma İnce epoksi doğrudan yapıştırıcı olarak kullanılabilmesine rağmen, bu iş için kalınlaştırılmış epoksinin tercih edildiği belirtilmişti. Tıpkı yalıtımda olduğu gibi, yapıştırmada da bağın kuvveti epoksinin yapıştırılacak yüzeylere ne kadar nüfuz ettiğine sıkı sıkıya bağlı. Eğer kalınlaştırılmış epoksi yapıştırma noktasına doğrudan uygulanırsa, malzeme bu karışımdan bir miktar epoksiyi emecek ve karışımda kalan epoksi miktarı azalacağından bağınız zayıflayacaktır. Bu yüzden, yapıştırma noktasına kalınlaştırılmış epoksi uygulanmadan önce her iki yüzey ince epoksi ile ıslatılmalıdır. Kontplak, özellikle de kontrplağın kenarları çok epoksi emdiğinden bu işlemi unutmamakta yarar var. En ekonomik uygulama, kapta ince epoksiyi hazırladıktan sonra yüzeyleri ıslatma, daha sonra kapta kalan ince epoksiye dolgu ilave edip kalınlaştırarak yapıştırma işlemine geçme biçiminde. Böyle yapmamanız durumunda, ıslatılan parçalardaki epoksi donmadan kalınlaştırılmış epoksiyi uygulamaya dikkat edin. Fiber elyaf uygulama Elyaf uygularken ince epoksi kullanıyorsunuz. Elyafı yayın, üzerine biraz epoksi dökün ve rulo ile ya da plastik ile yayın. Elyafla kontrplak arasında hava kabarcığı kalmamasına dikkat edin. Eğer bir kabarcık farkederseniz kenara doğru yürütüp kurtulun. Elyafı ancak saydam hale getirecek kadar epoksi kullanmak yeterli, fazlası ise zarar. Jöle aşamasına geldikten sonra ama tam donmadan önce, bir sonraki katı aynı yöntemle uygulayın. Fiber teyp ise genellikle macunun üzerine kaplandığından buradaki uygulama biraz farklı. Önce taze macunun üzerine teybi yayın ve bir rulo fırça ile ya da parmağınızla güzelce oturtun. Hava kabarcıkları istemiyoruz, ama bu işi yaparken hala yumuşak olan macunun şeklini de bozmayın. Daha sonra 5-10 dakika beklemenizi öneririm. Teyp aşağıdaki macundan bir miktar epoksi emecek ve yeterince epoksi emen bölümleri saydamlaşacaktır. Saydamlaşmayan bölümlere ise saydam hale getirene kadar ince epoksi uygulayın. Normal ya da rulo fırça kullanabilirsiniz. Macuna fazlaca bastırıp biçimini bozmamaya yine dikkat edin. Son olarak, tekrar hava kabarcığı kalıp kalmadığına bakın ve bulursanız yok edin. Laminasyon Laminasyon tekne yapımcılığında karşılaşılan birçok sorun için zarif bir çözüm sunmakta. Örneğin dümen palası ya da salmasında olduğu gibi kalın bir kontrplak gerekebilir ve bu sizde bulunmayabilir. Ya da örneğin kalın bir ahşabı kıvırıp bombelendirmek gerekebilir. Eğer o kalınlıktaki parçaya istenen şekli vermek olanaksızsa, amatörler için en kestirme çözüm laminasyon, yani istenen kalınlığı üstüste yapıştırılmış birçok ince parça ile elde etme yöntemi. Laminasyon için önce parçaları temizleyin, zımparalayın, tozu silin ve her iki yüzeyi ince epoksi ile iyice ıslatın. Sonra yüzeylerden birini ketçap ya da mayonez kıvamında kalınlaştırılmış epoksi ile kaplayıp birbirine tutturun. İşkence, ağırlık, ne bulursanız kullanabilirsiniz. Dikkat etmeniz gereken birkaç nokta var. Lamine edilen parçalar küçük ya da ince ve uzunsa daha kalın epoksi (mayonez) kullanabilirsiniz. Öte yandan, geniş yüzeyleri olan parçaları birbirine yapıştırıyorsanız daha ince bir kıvamı (ketçap) tercih etmekte yarar var. Bunun nedeni arada hava kabarcığı kalma olasılığını azaltmak. Geniş yüzeyler için bu önemli bir problem olduğundan, arada sıkışan havanın kaçması için üstte kalan yüzeye birsürü delik delin (ben her 10cm x10cm'de bir delik deliyorum). Sonra parçaları hafifçe birbirine tutturun ve deliklerden epoksi karışımı yukarı sızarsa içiniz rahat etsin. Son ama çok önemli bir not: Bağlantının kuvveti tutturma basıncıyla orantılı değil. Aslında tam tersi geçerli. İşkenceleri çok sıkıp arada kalan epoksiyi tamamen dışarı çıkartırsanız zayıf bir bağ elde edersiniz. Epoksi ile yapıştırmada parçaları sadece hareket etmesinler diye tutturmak gerekli. Sonuç olarak, çok fazla basınç uygulamayın! Yapıştırma Yapılması gereken laminasyon konusunda anlatılanla aynı. Yapıştırılacak yerleri temizleyip zımparalıyorsunuz ve ince epoksi ile ıslatıyorsunuz. Sonra epoksiyi istediğiniz kıvama gelene kadar kalınlaştırıyorsunuz. Yerçekimine karşı çalışmıyorsanız mayonez, hatta ketçap kıvamı bile uygun. Yerçekimine karşı çalışıyorsanız, epoksinin akmaması için biraz daha kalınlaştırıp şokella kıvamına getirmenizde yarar var. Sonra epoksiyi yapışma bölgesine sürüp parçaları hareket etmeyecek biçimde tutturuyorsunuz. Fazla sıkmamaya dikkat edin.Macunlama, boşluk doldurma ve yüzey düzleme Kalınlaştırılmış epoksi ile yapıştırdığınız parçaları sıktığınız zaman epoksinin birazı aradan taşacaktır. Bu taşan bölümü almaktansa parmağınızla ya da herhangi bir şeyle yapışma bölgesi boyunca dağıtırsanız ortaya çıkacak U biçimli eğriye macun diyelim Amacımız aynı cam kenarlarında olduğu gibi bir macun tabakası bırakmak. Macun yükü daha geniş bir alana dağıtarak bağlantının daha kuvvetli olmasını sağlıyor. Macunu düzgün biçimde uygulamak için parmağınızı kullanabilirsiniz (eldiven giymeyi unutmayın). Bu iş için kaşık, ya da doktorların insanın boğazına bakarken dili bastırmak için kullandıkları yassı tahta çubuklar tavsiye ediliyor. Tabii ki hurda parçalardan istediğiniz yarıçapa göre kesip hazırlayacağınız şeyleri de kullanabilirsiniz. En iyi sonuç için macunun kalınlığı, en kalın yerinde (yani bağlantı noktasından 45 dereceyle çıkan doğru üzerinde) yapıştırılan kontra plağın kalınlığı civarında olmalı. Macunun yanlara doğru uzunluğu, yani bağlantı noktasından macunlu bölgenin kenarına kadar olan uzunluk ise yapıştırılan kontra plağın kalınlığından fazla olmalı (1.5 katı iyi bir seçim; böylelikle toplam macun kalınlığı kontra plağın 3 katı oluyor). Bağlantıyı sıktığınızda dışarı taşan epoksi bu boyutları sağlamaya yetmiyorsa ilave etmeniz gerekli. diye gösterilen epoksi ise birazdan sözünü edeceğimiz boşluk doldurma amacıyla orada bulunan epoksi. Boşluk doldurmanın ne olduğunu açıklamaya sanırım gerek yok. İşe yine üzerine kalınlaştırılmış epoksi gelecek bölgeleri ıslatarak başlıyorsunuz. Sonra kalınlaştırılmış epoksiyi bölgeye uygulayıp elinize uygun olarak ne geçerse şekil veriyorsunuz. Yüzey düzleştirme teknik olarak aslında boşluk doldurma. Yalnız burada boşluklar derin değil ve yüzeyler çok geniş. Sonuç olarak dümdüz bir yüzey elde etmek için geniş bir yüzeyin hafif göçük kalan kısımlarını doldurmaktan bahsediyoruz. Yine, yüzeyi ince epoksi ile ıslatarak başlıyorsunuz. Kalınlaştırılmış epoksiyi uygulamadan bunun jöle haline gelmesini beklemekte yarar var. Kalınlaştırılmış epoksiyi daha önce sözü edilen plastik parçayla uygulamak en kolayı. Epoksiniz tamamen donunca iyice zımparalıyorsunuz. Yüzey düzleme işi için çok kuvvetli bağ sağlama özelliklerine sahip dolgu kullanmanıza gerek yok. O yüzden, epoksiyi kalınlaştırmakta kullandığınız dolguyu kolay zımparalanabilir olanlardan seçin. Genellikle kolay zımparalabilen dolguların bağlama kuvveti düşük, zor zımparalananların ise bağlama kuvveti yüksek oluyor.

AĞAÇ TÜRLERİ

*IHLAMUR -YETİŞTİĞİ YERLER: Doğu Karadeniz, Batı Karadeniz, Marmara, Ege, sahil şeridinde ve Antalya çevresinde yetişir. -YAPISI: Çok sayıda değişik türü vardır. Yaz ıhlamuru, kış ıhlamuru, gümüş olan ve Kafkasya ıhlamuru yaygın olanlarıdır. Olgun odunlu ağaçlar grubundandır. Dış odunu geniştir. Dağınık gözeneklidir. Yıl halkaları bütün kesitlerde belirsiz görüntüsü verir. Öz ışınları da öyledir. Gözenekleri küçüktür. Genellikle çıplak gözle görünmez. İç odun ili dış odunun rengi birbirine benzer. -RENGİ: Yetiştiği yere göre değişik renk olur. Bazı türleri sarımsı, bazıları pembedir. -ÖZELLİKLERİ: Çok yumuşak bir ağaçtır. Eş yapılıdır. Dokusu ve görünüşü düzgündür. Sıkı ve ince yapılıdır. Esnektir. Kururken çok çeker. Açık havada ve değişen hava şartlarında kısa zamanda bozulur. Fiziki etkilere dayanımı azdır. Çok kolay işlenir. Çivi ve vida ile zayıf, tutkalla iyi bağlantı kurar. Zor verniklenir. -AĞIRLIĞI: hava kurusu ağırlığı 0.40 gr/cm3 (Özgül ağırlığı) tür. -KULLANILIŞI: Kontraplaklarda kaplama olarak, kontraplaklarda, kirpit üretiminde ayakkabı kalıplarında, Duralit üretiminde, modelcilikte ve oymacılık sanatlarında kullanılır. -PİYASADA BULUNUŞU: En çok kalas halinde satılır. Genelde standart dışı ölçüleridir. Ölçülendirilmesi daha çok tomruk boyutlarına göre ayarlanır. ............................................ *KESTANE -YETİŞTİĞİ YERLER: Güney Avrupa’da ve Avrupa’nın orta bölgelerinde, Balkanlarda Yugoslavya, Bulgaristan ve Yunanistan’da, Türkiyede Kafkaslarda, İtalya’da Alptekinler’de ve Alper’in güney yamaçlarında, İspanya’da, Kuzey Afrika’da yerli olarak bulunmaktadır. Yurdumuzda: Karadeniz kıyılarında, İstanbul dolaylarında, Ege bölgesinde, antalya’nın doğusunda yetişir. (Gökmen 1973) -YAPISI: kereste olarak meşeye çok benzer. Göbek odunludur. Dış odunu dar iç odunu geniştir. Çember gözeneklidir. İlkbahar dokusu gövde görülebilecek gözeneklidir. Sonbahar dokusundaki gözenekleri ile görülmeyecek şekildedir. Öz ışınları gözükmez buda meşeden ayıran en önemli özelliğidir. -RENGİ: dış odunu kirli sarı, bazen beyaz veya gri olur. İç odunu sarı kahverengidir. -ÖZELLİKLERİ: sert, sıkı yapılır, Esnektir. Kolay kırılır. Uzun iplikli olduğu için kolay bükülür. Az çalışır. Kolay işlenir. Havanın bozucu etkisine dayanıklıdır. Çok iyi boyanır. İyi verniklenir. Su altında olağanüstü bir dayanma sahiptir. Çivi yada tutkal iyi bağlantı kurar. -AĞIRLIĞI: Hava kurusu özgül ağırlığı 0,56 gr/cm 2 tür. -KULANIŞLIĞI: Yapıların dışında, doğramacılıkta, köprü ve iskele ayaklarında kullanılır. Mobilya üretiminde masif ve kaplama olarak değerlendirilir. Özellikle bükme mobilyalarında aranan bir ağaçtır. -PİYASADA BULUNUŞU: Masif ve kaplama olarak satılır. Masif sert ağaç standartlarına uygun ölçülerde kesilmelidir.Ençok kalas halinde satılır. .................................................. *ARMUT -YETİŞTİĞİ YERLER: Türkiyenin bütün bölgelerinde dağınık halde bulunur. -YAPISI: Olgun odunlu ağaçlar gurubundandır. Dağınık gözeneklidir. Yılhalkaları belirlidir. Gözenekleri çıplak gözle görülmeyecek kadar küçüktür. Bazı türleri parıltılı olur. -RENGİ: Açıktan kırmızı kahverengidir. -ÖZELLİKLERİ: Orta sert sıkı dokuludur. Kururken çok çeker ve şekil değiştirir. İyi kurutulduktan sonra aç çeker. Az esnektir. Kırılgandır. kolay işlenir. Nemli havaya pek dayanıklı değildir. Eş yapılıdır. Çok iyi boyanır ve verniklenir. -AĞIRLIĞI: Hava kurusunun ağırlığı 0.70 gr/cm 3 tür. -KULLANIŞLIĞI: masif ve özellikle kaplama olarak mobilya üretiminde, tornalı, asmalı işlerde, heykel yapımında, gönye, cetvel gibi aletlerin yapımında kakma işlerinde kullanılır. -PİYASADA BULUNUŞU: Masif kereste ve kaplama olarak satılır. Ağacın gövde büyüklüğüne göre biçilerek satılır. ............................................... *HUŞ -YETİŞTİĞİ YERLER: Doğu Karadeniz ve Doğu Anadolu bölgelerinde yetişir. Yetiştiği bölgede kayın veya süpürge ağıcı olarak isimlendirilir. -YAPISI: Adi huş ve beyaz huş olarak bilinir. Olgun ağaçlar grubuna girer. Dağınık gözeneklidir. İlkbahar ve sonbahar dokularında belirli ve yapısal farklar bulunmaz. Ancak sonbaharda daha koyu renklidir. Uzsun iplikli ve düzgün yapılıdır. -RENGİ: İç odunu ile dış odun aynı renktedir. Huş tarımsı beyaz bir ağaçtır. Bazen göbeğe yakın dar bir bölümü çok açık kahverengidir. -ÖZELLİKLERİ: Sıkı ve ince yapılıdır. Orta sert bir ağaçtır. Bükülgendir. Fizik etkilerine dayanımı iyidir. Zor yarılır. Kolay ilenir. Kururken çok çalışır ve çatlar. Torna işlerinde güçlük çıkarır. Açık havaya dayanıksızdır hemen çürür. Çivi ve vida ile bağlantı zayıf olur. Tutkalla iyi yapışır. Çok yi boya ve vernik tutar. -AĞIRLIĞI: Hava kurusu özgül ağırlığı 0.62 gr/cm 3 tür. -KULLANIŞLIĞI: İyi bir mobilya ağacıdır. Oturma mobilyalarında, oymalı işlerde, müzik aletlerinde, kızak ve kayak, kontrplâk üretiminde, fıçı, makara mekik, ayakkabı kalıbı yapımında kullanılır. -PİYASADA BULUNUŞU Masif, kaplama, bazen de kontraplak halinde satılır. Masifi sert ağaç standartlarına göre boyutlandırılır. Daha çok kalas halinde Satılır. .......................................................... *MEŞE -YETİŞTİĞİ YERLER: Türkiye’deki bütün ormanlarda karışık halde, bazen de ayrı orman halinde bulunur. Özellikle Trakya’da, Marmara ve olu dolaylarında bol meşeye rastlanır. Yetiştiği bölgelerde bazen pelit, bazen de palamut ağıcı diye isimlendirilir. -Göbek YAPISI: odunlu ağaçlar grubundandır. Dışı odunu dardır. Çember gözeneklidir. Özkesitte parlak pulcuklar veya şeritler halinde özışınları vardır.Özışınların en belirgin göründüğü ağaç türü meşedir.Öz ışınlarında mat kesitteki görünüşü koyu renkli çizgiler halindedir. İlkbahar dokusunda gözenekler küçülür ve sıklaşır. Yıl halkaları belirgindir. Damar kesitte, gözeneklerin oluşturduğu damar desenleri görünür. Meşenin çok sayıda değişik türü vardır. Bu nedenle yapısal nitelikleri farklı meşe ağaçları ile karşılaşmak doğaldır. Genellikle kaba dokulu ve iri gözeneklidir. -RENGİ: meşenin rengi genellikle kirli sarıdır. Dış odunu kirli sarımsı beyazdır. Göbek odunu koyu sarıdır. Bazı türlerin dış odunu açık pembe, göbek odunu açık kahverengidir. -ÖZELLİKLERİ: Meşe ağacının yaklaşık 400 türü vardır. Bu türleri kesinlikle birbirinden ayırmak çok güçtür. Ağaç işleri ve mobilya endüstrisinde sertliğine ve yumuşaklığına göre değerlendirilir. Meşenin sert ve yumuşak olmasa çoğunlukla yetiştiği yer bağlıdır. Dar ve sık halkalı meşe kerestesi eş yapılı özellik gösterir ve genellikle yumuşak olur. Kalın ve seyrek halkalı meşenin kerestesi sert olur. Zor işlenir. Meşe genellikle az çalışır. Kola yarılır. Bazı türleri orta sert, bazıları serttir. Meşenin türleri arasında az esnek ve çok esnek olanları vardır. Yumuşak kereste veren türleri kolay işlenir. Havanın ve nemin bozucu etkilerine arşı en büyük dayanımı gösteren ağaçtır. Dış odunu, iç odunu kadar dayanıklı değildir. Bünyesindeki bol toner yüzünden, en iyi boyanabilen ağaç meşedir. Özellikle kimyasal boyalarda ve bu durum açıkça görünür. Kolay verniklenir. Ancak iri gözenekli olduğu için mat verniklenecek işlerde kullanılması daha uygundur. -AĞIRLIĞI: Meşenin hava kurusunun özgül ağırlığı ortalama 0.86 gr/cm3 tür. -KULLANILIŞI: Kalın ve seyrek halkalı sert meşe kereste yapıların dış ve iç bölümlerinde, kapı, pencere, merdiven, döşeme kaplamasında, parke yapımında kullanılır. Takım sapları, fıçı, vagon , araba, gemi, kayık, köprü ve iskele ayaklarında sert meşe kereste olumlu sonuç verir. Yumuşak tür meşenin masif ve kaplaması mobilya üretiminde, yapıların iç bölümlerinde, dekorasyon uygulamalarında aranan bir gereçtir. -PİYASADA BULUNUŞU: Sert ağaç standartlarına göre biçilmiş olarak kalas, tahta, kadran vb.. biçimlerinde, hazır p0arke halinde paketlenmiş olarak satılır. Mobilya ve iç mimaride kullanılan meşenin büyük bir bölümü de kaplama halinde satılır. ................................................ *KARAAĞAÇ -YETİŞTİĞİ YERLER: Karadeniz bölgelerinde orman halinde, diğer bölgelerde dağınık halde yetişir. YAPISI: Karaağaç göbek odunlu bir ağaçtır. Çember gözeneklidir. İlkbahar dokusu açık renkli, çok gözenekli ve kaba yapılıdır. Sonbahar dokusu koy renkli daha küçük gözenekli ve sakı yapılıdır. Özışınları özellikle özkesitte açık kahverengi küçük parlak pulcuklar halinde görünür. Karaağacın iletken dokusunu oluşturan gözenekler iridir. İğne yırtığı şeklindedir ve çıplak gözle görünür. Yıllık halkaları belirlidir. Damar kesitte canlı ve belirli damar süsleri vardır. RENGİ: Yeni kesilmiş karaağaçta dış odun sarımsı beyazdır. Zamanla koyulaşarak açık kırmızı kahverengi olur. İç odunu ise açın tonda çikolata kahverengi rengindedir. ÖZELLİKLERİ: Ova karaağacı en değerli türdür. Ova karaağacı ile dağ karaağacının teknik nitelikleri eşdeğerdedir. Hercai karaağacın kalitesi diğerlerinden düşüktür. Ova karaağacın kerestesi sert, sakı yapılıdır. Uzun liflidir, Meşe gibi dayanıklıdır. Basınca karşı dayanımı iyidir .Zor işlenir. Kesici aletlerin ağızlarını çabuk körletir. iyi boyanır ve verniklenir. AĞIRLIĞI: Hava kurusunun özgül ağırlığı yaklaşık olarak 0.64 gr/cm 3 tür. KULLANILIŞI: İyi bir mobilya ağacıdır. Masif ve kaplama olarak mobilya üretiminde çok kullanılır. Zengin damar desenleri yüzünden aranır. Kök kaplamalarda desen daha da güzelleşir. Kendisine özgü görünüşü olan mobilyalar üretmek olanağını verir. Tornacılıkta, parke üretiminde, kayıkcılıkta köprü ve iskele inşaatında kullanılır. PİYASADA BULUNUŞU: Masif ve kaplama olarak satılır. Masifi, sert ağaç standartlarına göre ölçülendirilir. ................................ *CEVİZ -YETİŞTİĞİ YERLER: Türkiye’nin hemen her yerinde yetişir. Orman oluşturmaz. Bahçelerde, tarlalarda yetiştirilir. YAPISI: Göbek odunlu ağaçlar grubundandır. Dış odun dardır. Dağınık gözeneklidir. İlkbahar dokusunu oluşturan gözenekleri, sonbahar dokusunu oluşturan gözeneklerinden iridir. Yıl halkaları kesin ve belirli bir şekilde birbirinden ayrılır. Gözenekler, başkesitte küçük delikler halinde , öz ve damar kesitte iğne yırtığı halinde görünür. Cevizin öz ışınları gözle görülmeyecek kadar küçüktür. İlkbahar ve sonbahar dokularının farkı, renkte olması yüzünden özkesitte değişik renkte paralel çizgiler görülür. Damar kesitli zengin damar desenleri oluşur. Damarlı, dalgalı, parıltılı türleri vardır. Cevizin köke yakın bölümlerinden çıkarılan kök kaplamalar çok canlı simetrik desenler elde etme olasılığını verir. Böyle kaplamalar özellikle klasik mobilya üretiminde aranır. RENGİ: Dış odunu sarı, gridir. Göbek odunu açık sütlü kahverengiden koyu kahverengine kadar değişir. ÖZELLİKLERİ: Cevizin kerestesi orta sert ve sıkı elyafladır. Ağır ağaçlardandır. Çivi, vida ve tutkalla bağlantı kurma niteliği yeterlidir. Fizik etkilere dayanımı iyidir. Çok çalışır ve çok çeker. Kolay yarılır. Yalnız kuru ortamda dayanıklıdır. Kolay ve rahat işlenir. AĞIRLIĞI: Hava kurusu lahdeki Cevizin özgül ağırlığı yaklaşık 0.65 gr/cm 3 tür. KULLANILIŞI: Üstün nitelikli ve estetik yönünden değerli bir mobilya ağacıdır. İç mimarcılık tada çok aranır. Masif v kaplama olarak kullanılır. Oymalı ve tornalı işlerde başarılı sonuç verir. Müzik aleti ve model yapımında kullanılabilir. PİYASADA BULUNUŞU Masif kaplama halinde satılır, Masifi bazen sert kereste standardına uygun ölçülerde ama çoğunlukla kalas halindedir. Düz çizgili kaplamasına freze ceviz, normal desenli türüne damarlı ceviz kaplama, çok karışık desenli türüne kök ceviz kaplama adı verilir. ............................................................. KIZILAĞAÇ -YETİŞTİĞİ YERLER Karadeniz, Trakya, Marmara, Akdeniz kıyı bölgelerinde dere içlerinde yetişir. YAPISI: Kızılağaç olgun odunlu ağaçlar grubundandır. Dağınık gözeneklidir. Gözenekleri çıplak gözle görülmeyecek kadar küçüktür. Yıl halkaları belirlidir. Özkesitte şeritler ve pulcuklar halinde öz ışınlar görülür. Özışınların damar kesitteki görünüşü koyu renkli çizgiler halindedir. İç odun ile dış odunu arasında belirgin renk farkı yoktur. Damar kesitte kendiliğinden oluşan lekelere rastlanır. İlkbahar ve sonbahar dokuları belirli çizgiler halinde birbirinden ayrılmaz. Damar süsleri de belirsizdir. RENGİ: Beyaza yakın çok açık kahverengi veya pembe beyazdır. Kesilip havada bırakılan kızılağaç, sarımsı kırmızı olur. Kurudukça rengi pas kırmızısına dönüşür. ÖZELLİKLERİ: Hafif, yumuşak, gevşek yapılı ağaçtır. Kolay yarılır. Az esnektir. Çok çeker. Çalışma sonucu çarpılma oranı azdır. Su altında dayanıklıdır. Hava rutubetinin değişmesi halinde hiç dayanıklı değildir. Böyle yerlerde kullanılmamalıdır. Böcekler ve mikroorganizmalar tarafından kolay yıkımlanır. Çok iyi işlenir. Parlak, düzgün bir yüzey verir. Çok çatlar. Tutkalla iyi bağlantı kurar. Çok iyi boyanır ve iyi verniklenir. AĞIRLIĞI: Hava kurusu, kızılağacın özgül ağırlığı yaklaşık olarak 0.60 gr/cm 3 tür. KULLANILIŞI: Masif, kontraplak ve kaplama halinde kullanılır. En yaygın kullanıldığı olan kontraplak üretimidir. Modelcilikte, takunya, oyuncak, sigara kutusu ve ambalaj yapımında, oymalı ve tornalı işlerde kullanılır. Kaplamasından, boyanacak mobilyaların üretiminde de faydalanılır. PİYASADA BULUNUŞU: Kereste, kaplama ve kontraplak halinde satılır. Sert kereste standart ölçülerine uygun boyutta kereste verebilir. Genellikle kereste biçiminde satılır. ............................................................ *OKALİPTUS -YETİŞTİĞİ YERLER: Adana, Antalya ve Muğla dolaylarında yetiştirilmektedir. Yetiştirildiği bölgelerde sıtma ağacı veya bataklık ağacı diye isimlendirilir. YAPISI: Göbek odunlu ağaçlar grubundandır.dağınık düzendeki gözenekleri küçüktür. Öz ışınları çıplak gözle görülmeyecek kadar küçüktür. Yıl halkaları arasında dikkati çeken sertlik veya renk farkı yoktur. RENGİ: Okaliptüsün dış odunu beyazdır. Zamanla kendiliğinden koyulaşarak grileşir. Dış odunu pembe kahverengidir. Sonra koyu kırmızı kahverengine dönüşür. ÖZELLİKLERİ: Sert ve sık dokulu bir ağaçtır. Yani kesildiğinde yumuşak olan ve kolay işlenen kerestesi zamanla sertleşir. İşlenmesi zorlaşır. Ton erlidir. Bünyesindeki ton er yüzünden hem iyi boyanır, hemde böcekler vemikroorganizmalar tarafından kolay yıkımlanmaz. Vurulma, aşınma, ezilme, sürtünme gibi fizik etkilere dayanımı iyidir. Yeni kesilmiş okaliptüs kururken çok çalışır. Çok çatlar kurutulduktan sonra çalışma ve çekme oranı azalır. Vida, çivi ve tutkalla bağlantı kurma niteliği iyidir. Zor boyanır, iyi verniklenir. AĞIRLIĞI: Türüne ve yetiştiği yere göre özgül ağırlığı değişir. Hava kurus okaliptüsün özgül ağırlığı ortalama 0.,65 gr/cm3 tür. KULLANILIŞI: Yapılarda, köprü ve iskele ayaklarında, yeraltı inşaatlarında vagon ve araba yapımında, ambalaj endüstrisinde kullanılır. Mobilya yapımında masif ve kaplama olarak değerlendirtir. Masifi, tornalı işlerde, eğmeçli klasik mobilyalarda olumlu sonuç verir. PİYASADA BULUNUŞU: masifi tomruk veya kalas halinde satılır. Henüz sert kereste standartlarına göre biçilmektedir. Bazen kaplama halin de de piyasaya sürülür. ..................................................................... *MAUN -YETİŞTİĞİ YERLER: Maun ağacının vatanı Batı Hindistan ve Orta Amerika’dır. Afrika’da yetişir. Sıcak iklim ağacıdır Çoğunlukla pazarlandığı yere veya gönderildiği limana göre isimlendirilir. Örneğin Küba maunu, alaska maunu, Bolivya maunu gibi. Bazen de yapısal özelliğine göre isimlendirilir. Sapeli maun, pramit maun, kırmızı veya sarı maun gibi. YAPISI: Göbek odunlu bir ağaçtır. Türüne göre bazen çok iri, bazen orta irilikte gözeneklidir. Gözenekleri dağınık düzendedir. Özışınları belirlidir. Çizgili, benekli, yollu, dalgalı, parıltılı görünen Değişik maun cinsleri vardır. Dal diplerinden çıkarılan kaplaması, pratik maun adı ile satılır. Piramit maun çok canlı damar süsleri taşır. Afrika maunu veya sepeti maun adı verilen türü, yön değiştiren buruk büyümesi yüzünden ilginç bir yapısal özellik gösterir. Yanar döner, uzun parıltılı damarlar yapan bu tür maunun masif ve kaplaması kullanıldığı asyaya canlı bir görüntü kazandırır. Yılhalka sınırları belirli biçimde birbirinden ayrılmaz. RENGİ: Dış odunu gri renklidir. İç odunu türüne göre sarı ile kırmızı kahverengi arasında değişir. Kesildiği andaki rengi, havanın etkisi ile ve zamanla belirli oranda koyulaşır. ÖZELLİKLERİ: Sıkı yapılı, az esnek bir ağaçtır. Kolay ve temiz işlenir. Az çalışır, az çeker ve az çatlar. Bol tanelidir. Bu yüzden en iyi boyanan ağaçlardandır. İyi verniklenir. Değişen hava koşullarında bile büyük dayanım gösterir. Çivi, vida ve tutkalla bağlanır kurma niteliği iyidir. Böcekler ve mikroorganizmalar tarafından kolay yıkımlanmaz Oyma ve tornada başarılı sonuçlar verir. AĞIRLIĞI: Hava kurusu maunun özgül ağırlığı yaklaşık olarak 0.50-0.60 gr/cm 3 tür. KULLANILIŞI: Çok değişik amaçlarla kullanılabilecek, üstün nitelikleri olan bir ağaçtır. Yapıların iç ve dış bölümlerinde doğrama, parke, merdiven yapımında. Gemicilikte, müzik aletlerinde, tornalı, oymalı, kakmalı işlerde, modern ve klasik bütün mobilyalarda masif ve kaplama olarak büyük bir kullanıma sahiptir. PİYASADA BULUNUŞU: Türkiye’de genellikle tomruk halinde getirilir. Çoğunlukla kaplama haline getirilerek satılır. Kaplama üretiminde kullanılamayan artıklar masif olarak satılır. Bunların belirli ölçüleri yoktur. Bazen yurt dışından getirilen tomruklar kalas ve tahta halinde biçilerekte satılır. Kalas ve tahtalar, sert kereste standart ölçülerinde biçilir. ........................................................... *ABANOZ-MAKASAR -YETİŞTİĞİ YERLER: Siyah abonoz Seyhan, Samanta ve Bombayda, Kahverengi abonoz Makasar adasında yetişen abonoz ağacında siyaha yakın koy zeminde kırmızı kahverengi çizgiler bulunur. Abanoz ağacının bu türü daha çok makasar adı ile tanınır. YAPISI: Göbek odunludur. Dış odunu geniştir. İnce gözeneklidir. Gözenek çukurları kendine özgü bir madde ile doludur. Çok dekoratif çizgi ve damar desenleri yapar. RENGİ: Dış odunu pembe gri veya soluk kırmızı kahverengidir. İç odunu siyahtır. Üzerinde düzensiz, açık ve koyu renkli damarlar bulunur. ÖZELLİKLERİ: sert üretimine çok elverişlidir. Değişen hava koşullarında üstün dayanım özellikleri gösterir. Kururken çok çeker ve çatlar. Zımparalanırken çıkan tozlar göze ve solunum organlarını rahatsız eder. AĞIRLIĞI: Hava kurusu makasarın özgül ağırlığı 1.10 gr/cm3 tür. KULLANILIŞI: Üstün değerli ve pahalı mobilyalarda, süsleme elemanlarının yapımında kullanılır. İçmimarlıkta da aynı amaçla değerlendirilir. Tornalı, kakmalı işlerde, müzik aletlerinde, mobilya ve kapı kulplarında, oymalı işlerde, bıçak saplarında özellikle aranır. Türkiye’de genellikle kaplama halinde kullanılır. PİYASADA BULUNUŞU: Abanoz ve makasarın masifi 20-40 kg lık parçalar halinde satılır. Türkiye’de bazen kaplama olarak satılır. .......................................................... *PELESENK -YETİŞTİĞİ YERLER: Pelesenk ağacının yoğun olarak yetiştiği bölgeler Doğu Hindistan, Batı Hindistan , Cava, Seylan ve Brezilyadır. YAPISI: Göbek odunlu ağaçlar grubundandır. Dış odunu geniştir iri ve dağınık gözeneklidir. Çok ince ve belirsiz özışınları vardır. Damar kesitinde zengin damar desenleri bulunur. Yılhalkaları ince ve sıkı yapılıdır. İlkbahar ve sonbahar dokuları arasında belirli renk ve yapı farkı yoktur. RENGİ: Pelesenk ağacının dış odunu sarı, iç odunu çikolata kahverengi ile mor arasında değişir. Ayrıca iç odunda belirli siyah ve mor damarlar bulunur. ÖZELLİKLERİ: Pelesenk çok sert bir ağaçtır. Kururken az çeker, az kamburlaşır. Zor yarılır. Gevrek bir yapısı vardır. Zımpara tozları solunum organlarında rahatsızlık yapar. Basılma, ezilme, çizilme, aşınma gibi fizik etkilerine dayanımı iyidir. Değişik hava koşullarında üstün bir dayanım gücü gösterir. İyi işlenir. Çok boyar madde taşır. İyi verniklenir. Ancak polyester, poliüretan türünden kimyasal verniklerde olumsuz sonuçlar oluşturur. AĞIRLIĞI: Hava kurusu pelesengin özgül ağırlığı 0.85 gr/cm3 tür. KULLANILIŞI: Çok canlı görünüşü ve damar süsleri olan bir mobilya ağacıdır. İç mimarlıkta ve mobilyada kaplama olarak yaygın bir kullanılma alanı vardır. Tornalı işlerde, müzik âletlerinde, ağaçtan yapılan sanat eserlerinde de aranan bir gereçtir. PİYASADA BULUNUŞU: Türkiye’ye tomruk olarak getirilir. Kaplama halinde piyasaya sürülür. Kaplama üretiminden artan parçalar masif olarak satılır. B yüzden standart ölçülerde pelesenk kereste genellikle bulunmaz. ................................................................ *LİMON AĞACI (SATEN AĞACI) -YETİŞTİĞİ YERLER: Soylanda yetişen türüne Doğu Hint sateni, Bahama, Bermuda ve Jamaika’da yetişen türüne Batı Hint sateni denir. YAPISI: Göbek odunlu ve dağınık gözeneklidir. Yılhalkaları belirgindir. Fakat kesin çizgilerle birbirlerinden ayrılmaz. Yüzey, saten kumaş gibi parlaktır. Genellikle düz, bazen dalgalı damarları bulunur. İlkbahar ve sonbahar dokuları arasında renk farkı bulunmaz. Gözeneklerinin değişik yönlerde yığılmasından canlı damar desenleri oluşturur. Özışınları çok belirlidir. RENGİ: limon ağacının dış odunu beyaz ile sarı beyaz arasında değişir. İç odunu, türüne göre yeşilimsi sarı, açık sarı, kanarya sarısı, altın sarısı rengindedir. ÖZELLİKLERİ: çok sert ve sıkı yapılıdır. Değişen hava koşullarında da yanıklıdır. Kırılgandır. İşlemesi zordur. Fakat temiz ve ipek parlaklığında yüzey verir. İşlenirken kendine özgü, baharatlı bir koku çıkarır ve solunum organları rahatsız eder. Çok iyi verniklenir ve görünüşü canlılık kazanır. Fizik etkilere dayanıklıdır. AĞIRLIĞI: Hava kurusunun özgül ağırlığı 0.80-0.90 gr/cm3 tür. KULLANILIŞI: Masifi, sanat değeri üstün mobilyaların yapımında, salon takımlarında, tornalı ve kakmalı işlerde kullanılır. Kaplamasıda değerli mobilyalar ve süsleme ileri için aranır. PİYASADA BULUNUŞU: Türkiye’de kaplama halinde bulunur. Bazen kaplama artığı parçalar masif olarak ta satılır. İpek ağacı, atlas ağacı, saten ağacı gibi isimlerle de piyasaya sürülür. ................................................................. *TİK -YETİŞTİĞİ YERLER: Güney Asya da Hindistan, Hindiçinli ve Cavada yetişir. YAPISI: Göbek odunludur. Dış odun dardır. İlkbahar dokusundaki gözenekleri iri, tek sıralı çember biçimindedir. Sonbahar dokusundaki gözenekleri iri, tek sıralı çember biçimindedir. Sonbahar dokusundaki gözenekleri orta büyüklükte ve dağınık düzendedir. Kesit yüzeylerindeki gözenekleri iri ve belirlidir. Öz ışınları görünür. Yağlı bir yapısı vardır. Damarları genellikle aynı renkli çizgilerden oluşur.Kaynakwh webhatti.com: RENGİ: Tik ağacının dış odun gri, iç odun sarımsı açık kahverengidir. İç odunu, açık havada ve kendiliğinden koyulaşır. Koyu kahverengi olur. ÖZELLİKLERİ: Sert ve sıkı yapılıdır. Esnek bir ağaçtır. Kolay yarılır. Vurulma, ezilme, sürtünme gibi fizik etkilere karşı dayanımı iyidir. İşlenen yüzey temiz görüntü verir. Aletlerin kesici ağızlarını çabuk köreltir. Tornaya iyi gelir. Az çeker. Çabuk kamburlaşır. Suyu adeta iter, kolay ulanmaz. Böcekler ve mikroorganizmalar tarafından kolay yıkımlanmaz. İşlenirken çıkan tozlar sağlığa zararlıdır. İyi boyanmaz. Zor verniklenir. AĞIRLIĞI: Hava kurusu özgül ağırlığı, yaklaşık 0.66 gr/cm3 tür. KULLANILIŞI: Üstün dayanımlı olmasından dolayı hem yapı kerestesi olarak hem de mobilya marangozluğunda geniş bir kullanıma sahiptir. Yapıların dış ve iç bölümlerinde, pencere, kapı, duvar kaplaması yapımında, gemicilikte ve fıçıcılıkta kullanılır. Mobilya üretiminde masif ve kaplama olarak değerlendirilir. Masifi özellikle oturma mobilyalarında aranır. PİYASADA BULUNUŞU: Masifi tomruk ve kereste halinde satılır. Türkiye’de çoğunlukla kaplama olarak piyasaya sürülür. ........................................................ *AUDİRE -YETİŞTİĞİ YERLER: Afrika’da fildişi sahillerinde ve Angola’da yetişir. YAPISI: Göbek odunlu bir ağaçtır. İç odunlu bir ağaçtır. İç odunu ile dış odunu belirli biçimde birbirinden ayrılmaz. İçinde farklı renkte çizgiler veya damarlar bulunmaz. Özkesitte ve damar kesitte görünen parıltılar, gözeneklerin değişik yönlerden kümelenmelerinden ileri gelir Gözeneklerinin değişik yönlerden kesilmesinden oluşturduğu yanar döner parıltı, ağaca canlı bir görüntü kazandırır. Dağınık düzende, orta irilikte gözeneklidir. Çok sayıda, değişik türü vardır. RENGİ: Soluk sarı ile sarı arasında değişir. Koyulaşınca altın sarısı olur. ÖZELLİKLERİ: Yumuşak, gevşek yapılı bir ağaçtır. Kolay işlenir. Yarı mat fakat düzgün bir yüzey verir. Az çalışır ve çatlar zımpara ile kolay perdah edilebilir. Sürtünme ve aşınma gibi fizik etkilere dayanımı zayıftır. Tutkala bağlantısı iyidir. İyi verniklenir ve parlaktır. AĞIRLIĞI KULLANILIŞI: Hava kurusu özgül ağırlığı 0.45 gr/cm 3 tür. : mobilya üretiminde masif ve kaplaması kullanılır. Masifi oymalı, tornalı işlere uygun özelliktedir. Kaplaması geniş ve uzun olduğu için büyük ve geniş yüzeyli işlerde, örneğin yatak odası mobilyalarında, duvar kaplamalarında olumlu sonuç verir. Açık ve dengeli rengi yüzünden dolapların içlerinde de kullanılır. PİYASADA BULUNUŞU: Türkiye’de daha çok kaplama üretiminde kullanılmak üzere tomruk olarak getirilir. Kaplama halinde piyasaya sürülür. Kaplama üretiminden artan parçalar masif olarak satılır. ...................................... *GÜL -YETİŞTİĞİ YERLER: Doğu Hindistan, Batı Hindistan, Avusturalya ve Brezilyada yetişir. YAPISI: Yetiştiği yere göre isimlendirilen çok değişik türü vardır. Daha önce incelenen paduk ağacıda gül cinsindendir. Dağınık gözenekli bir ağaçtır. Öz ışınları genellikle çıplak gözle görülmeyecek kadar küçüktür. Sıkı dokuludur. Bazı türleri gül gibi kokar. RENGİ: Dış odunu açık sarıdır. İç odun çeşidine göre değişir. Avusturulya gülü koyu kırmızı damarlıdır. Brezilya gülü aynı renkte fakat daha canlıdır. ÖZELLİKLERİ: Sert ağaçlardandır. İşlenirken zorluk çıkarmaz, parlak ve düzgün yüzey verir. Bazı türleri yağlıdır. Değişik havalara karşı oldukça dayanıklıdır. Haşereler karşı dayanıklıdır. Az çalışır, kolay yarılır. Kesici aletlerin kesici ağzını köreltir. Tutkalla orta bağlantı kurar. İyi verniklenir. AĞIRLIĞI: Hava kurusu özgül ağırlığı 0.95 gr/cm3 tür. KULLANILIŞI: Küçük boyutlu oymalı, tornalı süs eşyalarında, kakmalı işlerde, sanat değeri üstün mobilyalarda masif ve kaplama olarak kullanılır. PİYASADA BULUNUŞU: Avusturalya gülü dışındaki türleri küçük boyutludur. Bu nedenle masifi kilo ile satılır. Türkiye’de kaplama olarak bulunur. ..................................................... *SATEN CEVİZ (AMERİKAN CEVİZİ) -YETİŞTİĞİ YERLER: Vatanı, Amerika Birleşik devletlerinin güney doğusu ve Meksika’dır. Amerika’da saten cevizi diye tanınır. YAPISI: Rengi ve görünüşü, düzgün çizgili freze cevizi andırır. Göbek odunlu bir ağaçtır. Orta irilikte gözenekleri vardır. Dağınık gözeneklidir. Özışınları belirsizdir. Damar desenleri yerli ceviz kadar hareketli ve güzel değildir. Bozuk bir görünüş vardır. RENGİ: bazen, soluk sarımsı kahverengi zeminde koyu kahverengi damarlıdır. Damarların sayaplaştığ da olur. Kesildiği andaki rengi, havanın etkisi ile ve zamanla solar, donuklaşır. ÖZELLİKLERİ: Oldukça sert ve sıkı yapılı bir ağaçtır. Kolay yarılır. Bünyesinde kauçuk benzeri bir madde bulunur. Perdah edilince, ipek parlaklığında düzgün bir yüzey verir. Görünüşü ve yapısal nitelikleri bakımından yeterli ceviz kadar değerli değildir. Tutkalla bağlantı kurma niteliği zayıftır. Aletleri kesici ağızlarını çabuk köreltir. Zor boyanır, iyi verniklenir. AĞIRLIĞI: Hava kurusu özgül ağırlığı 0.55 gr/cm3 tür. KULLANILIŞI: Yetiştiği bölgelerde çok geniş bir kullanıma sahiptir. Masif körağaç, kontrplâk, kaplama, halinde mobilya endüstrisinde değerlendirilir. Türkiye kaplama olarak mobilya üretiminde ve iç mimarîde, geniş ve uzun yüzeylerin kaplanmasında kullanılır. PİYASADA BULUNUŞU: Türkiye’ye getirilen Amerikan cevizi tomruklarından kaplama üretilir. Piyasaya kaplama halinde sürülür. Kaplama üretiminden artan parçaları masif olarak satılır.

Nasıl Tekne

*Uygun Tekne Seçimi: Öncelikle tekne yapma kararından sonra yapılacak ilk iş uygun tekne tipinin belirlenmesidir. Bu seçim yapılırken denizden ve teknecilikten beklentilerimiz nedir? sorusunu doğru cevaplamamız gerekmektedir. *Motorlu Bir Tekne mi? *Yelkenli Bir Tekne mi? *Balık Tutabilmek için Bir Tekne mi? Seçime başlarken, belirleyici unsurların başında teknenin motorlu mu yoksa yelkenli mi olacağı sorusunu cevaplamak gerekmektedir. Bu cevabı verebilmemiz her üç tekne cinsini bize ne fayda sağlayacağını tesbit etmekle mümkün olacaktır. Tekne de harcanacak zaman ve kalış süreleri göz önünde bulundurulmalıdır. Kullanım şekli açısından bu üç tekne tipinin arasındaki farkı şöyle açıklayabiliriz. *Motorlu tekne ile tatil yapacağımız yere gider ve tatilimizi yaparız çünkü motorlu tekneler oldukça süratlidir ve kısa zamanda uzun yol katederler, *Yelkenli tekneye bindiğimiz an da tatilimiz başlar çünkü düşük süratler ile seyreden yelkenli teknelerde seyir esnasında tatil yapılır. *Balık tutmak için küçük tekneler, gün içinde kıyıya yakın yerlerde dolaşarak balık avı yapıp limana geri dönersiniz. Size hangisi uygun ?

*Bir deniz tutkunu denizi özlediğinde yüreğinde bir coşku başlar gözleri uzaklara dalar yoksunluğu iliklerinde hisseder... 

*İşte o vakit onu durduramazsın, gitmelidir... 


*Gitmezse eğer ne senin olur ne hiç kimsenin yürekte coşku başlamışsa hiç kimse engel olamaz...

**Hiç kimse için hayallerinden vazgeçme çünkü bu dünyadaki insan ömrü sadece bir andan ibaret**

***Önemli olan Fırtına olmaktır. Fırtına'ya yakalanmadan***


I Love Sailing

DÜŞÜN !!